Avusturya’nın Geleceğe Dönüşü: Eğitim Bir Fırsattır!

Avusturya eğitim

20.12.16 tarihinde Avrupa’nın en büyük ekonomi üniversitesi olarakta bilinen ve 2013 senesinde taşındığı yeni yerleşkesi kısa bir zaman önce vefat eden ünlü mimar Zaha Hadid tarafından planlanan Viyana Ekonomi Üniversitesi (WU Wien) kampüsünde “Geleceğe Dönüş – Avusturya İçin Bir Fırsat Olarak Eğitim” isimli bir panel düzenlendi. 

Viyana Üniversitesi Yüksek Lisans - Avusturya Eğitim Sistemi

Viyana Ekonomi Üniversitesi (WU Wien) – Panel: “Geleceğe Dönüş – Avusturya İçin Bir Fırsat Olarak Eğitim”. 20.12.2016. Cep telefonu çekimi. © Muratcan Gümüş

Avusturya Milli Eğitim Bakanı Sonja Hammerschmid (Avusturya Sosyal Demokrat Partisi-SPÖ), yazar ve eğitimci Niki Glattauer ve Viyana Ekonomi Üniversitesi (WU Wien) Rektörü Edeltraud Hanappi-Egger panele konuşmacı olarak katılan isimlerdi.


Bu da ilginizi çekebilir

Bir doktorun anatomisi

Avusturya’da eğitim hakkında bilmek istediğiniz her şey bu yazıda: 

Avusturya’da Eğitim Sistemi


Hangi milletin ferdi ve ailelerinin sosyal refah düzeyi her ne olursa olsun, her bir gencin eğitim konusunda diğerleriyle aynı imkânlara sahip olması gerektiği fikrinin her zaman şiddetli savunucularından biri olarak, günler öncesinden e-posta yoluyla salondaki yerimi ayırttım ve bu panele dinleyici olarak katıldım.

Şimdi bu akşamdan bazı önemli olduğunu düşündüğüm notlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geleceğe Dönüş – Avusturya İçin Bir Fırsat Olarak Eğitim

Avusturya eğitim karnesi

Avusturya AB’nin en zengin ve gelişmiş ülkelerinden biri olmasın rağmen eğitimde en iyi ülkelere kıyasla “sadece” orta sıralarda yer almakta. Güncel AB raporlarına göre Avusturyalı öğrencilerin okul hayatlarındaki başarılarının ebeveynlerinin sosyal refah düzeyine paralellik göstermesi ülkenin en büyük sorunlarından bir tanesi.

Kısaca: Kısıtlı imkânlara sahip ailelerin çocukları eğitim hayatlarında büyük başarılara imza atamıyor ve dolayısıyla da ebeveynlerinden daha yüksek pozisyonlara gelmelerinin olasılığı bir hayli düşük. Böylece toplumun büyük bir kısmı içinde bulunduğu kısır döngüden kurtulamayarak ilerleme sağlayamıyor ve haliyle bu olay ülkenin gerek sosyal sistemine gerekse diğer ülkelerle rekabet gücüne olumsuz etki ediyor.

Viyana Üniversitesi Yüksek Lisans

Viyana Ekonomi Üniversitesi (WU Wien). Cep telefonu çekimi. Aralık 2016. © Muratcan Gümüş

Panelde üzerine cevap aranılan en önemli sorular şunlardı:

Yüksek eğitimin sadece elit olarakta tabir edebileceğimiz bir tabakanın çocuklarına has olmaması ve böylece lise ve lise dengi meslek yüksek okulları (HTL, HAK, HBLA vs) ve dolayısıyla bir üst kademe olarak üniversitede öğrencilerin toplumun tüm farklı sosyal kesimlerinin temsilcisi gençlerden oluşmasının mümkün olabilmesi için neler yapılmalı?

Kısıtlı imkanlara sahip ailelerinin çocukları okul hayatlarının daha en başında ve hatta anaokulu seviyesinde nasıl desteklenmeli ki, eğitim sayesinde toplumda sınıf atlayabilmelerinin yolu açılsın? Buradan yola çıkarak tüm çocukların eşit fırsatlara sahip olabilmeleri ve bunun ülkenin geleceğini olumlu yönde etkilemesi adına yapılması gereken diğer şeyler nelerdir?

İstatistiklerle göçmen çocuklarının eğitim karnesi

Panelin açılış konuşmasında sunucunun verdiği istatistiklere bir de beraber göz atacak olursak:

  • Ebeveynleri akademik eğitimden geçmiş çocukların eğitim hayatlarını zorunlu eğitimle (Pflichtschule) sonlandırmalarının olasılığı 7 % 
  • Ebeveynleri sadece -9 yıllık- zorunlu eğitimlerini tamamlamış çocukların eğitim seviyelerinin de aileleri gibi zorunlu eğitimle sınırlı kalmasının olasılığı 30%
  • Ebeveynleri sadece -9 yıllık- zorunlu eğitimlerini tamamlamış üçüncü nesil olarakta tabir edilen göçmen çocukların eğitim seviyelerinin zorunlu eğitimden öte gidemesinin olasılığı ise tam olarak 57 %! 

Yukarıdaki son maddeden de anlaşılacağı üzere Avusturyalı Türk işçi ailelerin çocuklarının eğitim konusunda işleri bir hayli zor.


Bu da ilginizi çekebilir

Bir doktorun anatomisi

Psikolog Zehra Gümüş ile Avusturyalı Türk gençlerin eğitimde dünü, bugünü ve yarını üzerine söyleşi:

Türk Psikolog Viyana


İstatistikler ve gerçekler

Gerçek şu ki, bu istatistikler bizleri hiç şaşırtmadı. Şaşırtmadı çünkü;

Avusturya‘da toplumun alt kademelerinden çocukların eğitim konusunda ailelerinden daha başarılı olamadıkları ve bu durumun özellikle de göçmen çocukları arasında çok daha vahim boyutlara ulaşmış olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek [1].

Gerek Bakan Hammerschmid, gerekse Rektör Hanappi-Egger kendi hayatlarından örnekler vererek, akademik eğitim almamış işçi ailelerin çocukları olduklarını, eğitim sayesinde şu anki konumlarında bulunduklarını ve dolayısıyla çocukların yatkın oldukları alanların erken yaşta tespit edilmesi durumunda eğitimin büyük fırsatlar doğurabileceğini dile getirdiler.

Aralarında Alman Dış İşleri Bakanı Steinmeier’in de bulunduğu bir zamanların işçi çocuğu ve şimdilerin ise çok yüksek pozisyonlara gelmiş ünlü şahsiyetleriyle yapılan röportajda, Almanya’da 60’lı ve 70’li yıllarda toplumun alt tabakalarından ailelerin başarılı çocuklarının üniversiteye girmelerinin ve iyi mevkilere gelmelerinin desteklendiği ve bugün itibariyle başarı hikayelerinin sadece iyi mevkide bulunan eğitimli ailelerin çocuklarına has bir mevzu olduğu ve günümüz itibariyle bu konuda diğer her dört çocuktan üçünün bayrağı ebeveynlerinin ulaştığı seviyeden daha ileri götüremedikleri dile getirildi [2]. İleri yaştaki Avusturyalılarla konuştuğunuzda durumun Avusturya‘da da farksız olmadığını duyabilirsiniz.

Avusturya Eğitim Bakan Hammerschmid, çocukların geleceklerinin ailelerin sahip oldukları düşük sosyal  refah seviyelerinden etkilenmemeleri için eşit şartlar sunulması gerektiğine değinerek, bunun örneğin tam gün okullar sayesinde mümkün olabileceğini belirtti.

Böylece maddi imkansızlıklarla boğuşan ailelerin ücretli ek ders almak gibi bir lükse sahip olamayan çocuklarının da okulda fazladan geçirecekleri zamanda ev ödevlerini yapmada yardım alabilecekleri ve böylece okulda daha başarılı olarak yüksek öğrenim görme şanslarının artacağına vurgu yaptı.

Panelde verilen en ilginç örneklerden biri ise Avusturya okullarından birinde farzımuhal bir doktor çocuğunun, babası yardımcı işçi sıfatına sahip olan diğer bir çocuğun yanına oturma olasılığının şehirlere kıyasla kırsal kesimde çok daha yüksek olması.

Bunda, genelde şehirlerde bulunan özel okulların payının büyük olduğuna da değinildi. Tahsilli ve iyi gelirli aileler daha iyi eğitim almaları arzusuyla çocuklarını bu özel okullara göndermekteler. Ailelerin çocuklarını özel okullara göndermelerinde gerekçe gösterdikleri en önemli nokta ise bu okullarda göçmen çocuklarının azınlıkta olması ve bu az sayıdaki çocuğun da genelde kendileri gibi iyi eğitimli ailelerden gelmeleri ve dolayısıyla çocuklarıyla aynı konumda bulunmaları.

Dinleyicilerden birinin bu özel okulların kapatılmasının söz konusu olup olamayacağı sorusu üzerine ise Bakan Hammerschmid, bu okulların genelde özel Katolik okulları olduğunu ve Vatikan ile yapılan anlaşma gereği bunun mümkün olamayacağını söyledi. 

Sosyal refah düzeyi düşük ailelerin çocuklarının yüksek eğitim almalarının desteklenmesine anaokulu çağında başlaması gerektiği ve çocuklara öğrenmeyi ve özellikle de araştırmayı bu yaşlarda aşılamak gerektiğinin de altı çizildi. Bu konuda PİSA testlerinde Avusturya‘dan çok daha başarılı bir grafik çizmeyi başaran İskandinav ülkelerinin eğitim sistemleri örnek alınabileceği vurgulandı.

Avusturya eğitim – Türkçe ve Matura (Olgunluk Sınavı)

En ilginç sorulardan biri ise, son zamanlar tartışma konusu olan Türkçe’nin Matura’da (Olgunluk Sınavı ya da lise mezuniyet sınavı) seçmeli ders olarak kabul görüp göremeyeceği konusuydu. Gerek Bakan Hammerschmid, gerekse eğitimci Glattauer bu konuya sıcak baktıklarını ve küçük yaşlarda ana dillerini daha iyi öğrenen çocukların yabancı bir dili öğrenmede yaşıtlarına kıyasla çok daha başarılı olduklarını dile getirerek, bunun bilimsel olarakta kanıtlandığının altını çizdiler. Böylece öğrencilerinin büyük kısmı göçmen ailelerin çocuklarından oluşan Viyana gibi bir şehirde gelecekte çok dilli öğretmenlerin de var olmasının yolunun açılacağı ve eğitimde bunun faydalarının görüleceğinden de bahsedildi.


Bu da ilginizi çekebilir

Karşılaştıkları zorluklar ve başarısızlık sebepleri ile: 

Viyana’da Okuyan Türk Öğrenciler


Buna karşılık bu konuda bir yüksek lisans tezi hazırladığını söyleyen bir bayanın, çocukların tenefüslerde istedikleri herhangi bir dilde iletişim kurmaları hakkında ne düşündüklerini sorması üzerine ise konuşmacılar, çocukların  istedikleri dilde birbirleriyle iletişim kurmalarının en doğal hakları olduğunu ve farklı milletlerden öğrencilerin oluşturduğu sınıflarda çocukların ortak dil olarak -her ne kadar iyi bir seviyede bilmeseler de- Almancayı tercih ettiklerini belirttiler.

2012 senesinde Avusturya‘nın Vorarlberg eyaletinde bir okulda çocukların ders arası zamanlarda Türkçe konuştukları gerekçe gösterilerek cezalandırıldıklarına dair iddiaları konu alan haberler basında yer almıştı. Her ne kadar okul yönetimi durumun bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu ve hiçbir öğrencinin bu nedenle ceza almadığını beyan etse de, veliler bu konuda farklı fikirdeydi ve konu bir dönem gündemi meşgul etmişti [3].

Kişisel düşünceler

Son olarak konuyla bağlantısına vurgu yapmak üzere Viyana Teknik Üniversitesi‘nde tamamlamış olduğum yüksek lisans tezimin yukarıdaki görselde gördüğünüz orjinal Almanca versiyonundan yola çıkarak genç arkadaşlarımı konu alan birkaç satırını sizlerle paylaşmak istiyorum:

Untersuchung der mechanischen Eigenschaften von Glasschaumgranulat für Anwendungen im Straßenbau

Viyana Teknik Üniversitesi’nde tamamladığım yüksek lisans tezimden bir alıntı. Muratcan Gümüş.

Her ne kadar akademik bir performansın en yüksek formunu teşkil etmiyor olsa da, bu tez, milliyetlerine bağlı olmaksızın sosyal refah seviyeleri düşük ailelerin daha iyi bir geleceğin yolunu gözleyen çocuklarına ithaf edilmiştir. Bu anlamda eğitim, çıktıkları uzun ve engellerle dolu yolda tek yol arkadaşları olsun, çünkü;

“Kalem kılıçtan üstündür”.

Peki neden bu satırları yazma ihtiyacı hissetmiştim? Avusturya‘ya 14 yaşımda gelmiş olduğum günden bu yana özellikle de eğitim konusunda birçok olumlu ve de olumsuz tecrübeler yaşadım.

Yüksek lisans tezimi kısıtlı imkanlara sahip ve sistemin göz ardı ettiği genç arkadaşlarıma ithaf etmemdeki en büyük neden de tam olarak buydu aslında; yaşamış olduklarımın onların da başından geçmesinin çok muhtemel bir durum olması.

Kim bilir, belki de üstü kapalı bir şekilde duyurmak istediklerime inceden bir mesajdı. Bu noktada tek dileğim tüm olumsuzluklara rağmen onların bayrağı bir adım daha ileriye götürecek gücü kendilerinde bulmaları.


Bu da ilginizi çekebilir

Bir doktorun anatomisi

Karar aşamasından mezuniyet konuşmama (video) üniversite hayatımı anlattığım yazım: 

Yurtdışında üniversite okumak


Bugünkü panelin gerçekleşme sebebi olan içinde bulunduğumuz bu durumun vahametini yıllardan beri biliyor, bizzat yaşıyor ve de dile getirmeye çalışıyoruz. 

Tahminimce artık okul sıralarındaki göçmen ailelerin çocuklarının sayılarının görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmış olması ve bir anlamda sistemin kendilerini içine ittiği çukurdan çıkamamaları nedeniyle âdeta bir asalak misali sosyal sistemin kanını emmeleri sonucunda her geçen gün daha da artan kan kayıpları geç kalınmışlıkları gözler önüne sermeye vesile olmakta.

Gerekli makamların bu konuda tedbir almak istemelerinde ne kadar samimi olduklarını zaman gösterecek. Gerçek şu ki, almak zorundalar. Bir neslin kaybının bir sonraki neslin de kaybı anlamına geleceğini yukarıdaki satırlardan bir kez daha anlamış bulunmaktayız ve bunun Avusturya‘nın sosyal sistemi adına içinden çıkılmaz bir durum halini alacağına şüphe yok.

Tüm boyutlarıyla bu olayın ülkede yaşayan bireyler olarak hepimizi olumsuz etkileyeceği ise su götürmez bir diğer gerçek. 

Her ne kadar şartlar ve insanların kolay kolay değişmeyecek kafa yapıları itibarıyla henüz bu büyük bir hayalden ibaret olsa da, bu konuda Avusturya‘yı ileri götürecek tek çözüm her bir öğrenciyi adil şartlarda kucaklayabilmeyi başarabilecek bir eğitim sistemi. Bu sene artık biraz zor ama belki seneye…

Kaynakça

[1] Bildungsaufstieg in Österreich schwer, ganz besonders für Migranten. Erişim tarihi: 20.12.2016.

[2] Mein Aufstieg war möglich, aber zu schwer. Erişim tarihi: 20.12.2016.

[3] Vorarlberg: Aufregung um “Türkischverbot” in Schule. Erişim tarihi: 20.12.2016.

Yorum Yap