Bir iddia ile başlayan Avusturya bisiklet turu

Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim Avusturya bisiklet turu fikrini fiile dökmek sıradan bir sohbetin son bulduğu bir iddia ile başladı:

Yapamazsın! Yaparım!

Yapamazsın! Yaparım!

Ya-pa-maz-sın! Ya-pa-rım!

Derken kendimi harıl harıl bu iş için gerekli ekipmanı toparlamaya çalışıp rota hakkında bilgi edinirken buldum. Ülkenin neredeyse bir ucundan bir diğer ucuna uzanan, Viyana-Vorarlberg arası Avusturya bisiklet turu için gerekli hazırlıklar artık çoktan başlamıştı.

avusturya bisiklet turu

Avusturya bisiklet turu: Bisikletle Viyana’dan-Vorarlberg’e. Görsel: Google Maps.

Peki böylesine bir iddianın oluşmasının arka planında neler konuşulmuş ve yaşanmıştı? Sonuçta sadece canınız sıkıldı diye 800 km bisikletle gider misin gidemez misin diye iddiaya girmiyorsunuz haliyle, değil mi?

Demir Atlı Adam Gürkan Genç‘in toplamda 7 yıl sürecek ve şu an beşinci senesinde olan bisikletle dünya turu bünyesinde sosyal ağlarda yaptığı paylaşımlarına denk gelmiş olabilirsiniz. Kendisinin sıkı bir takipçisi olan bendeniz, biraz etkisinde kalmış olmalıyım ki, bir tur bisikleti alıp hafta sonları Viyana’dan yola çıkarak eşsiz manzaralar sunan Tuna Nehri boyunca geziler yapma kararı almıştım.

Geçenlerde Avusturya‘nın Vorarlberg eyaletinde bir aile ziyaretinde iken laf lafı açınca, eşimin eniştesiyle kendimizi bisiklet üzerine bir sohbet içerisinde bulduk ve konu hakkındaki düşüncelerimden bahsederek, asıl hedefimin belirli bir alt yapıya kavuştuktan sonra başkent Viyana’dan Vorarlberg eyaletine uzanan bir Avusturya bisiklet turu yaparak ülkeyi sindire sindire gezip görmek olduğundan bahsettim.

Viyana-Vorarlberg arası Avusturya bisiklet turu deyince tarafıma yöneltilen ilk soru ise “kaç günde yapabilirsin?” oldu. 

Cevabım; şayet etrafı gezerek acele etmeden gelirsem iki hafta ve üzeri, daha hızlı gelmeye çalışırsam ise 10 günde yapabileceğim yönündeydi. Karşı tarafın ilk tepkisi “yaparsan dile benden ne dilersen” oldu. Argümanlarımı sıralayıp yapabilmenin mümkün olduğunu düşündüğümden bahsetmeye çalışsam da, başarılı olamadım ve ortaya şöyle bir iddia çıkmış oldu:

Şayet 10 gün içerisinde bisikletle Viyana’dan Vorarlberg’e gidersem karşı taraf ne istersem karşılayacak,

kaybedersem ise ben karşı tarafın isteklerini yerine getirmekle mükellef olacağım.

Ayakları yere basan insanlar olarak isteklerimizi sınırlı tutacağımızda şüphe yok. Yoksa kim şahsi uçağına binmek istemez ki?

Bir de yaz tatili öncesi, Ağustos 2018’e kadar bu işi nihayete erdirme kararı aldık.

Bu arada Viyana-Vorarlberg arası mesafeyi kapsayan Avusturya bisiklet turu deyince yaklaşık olarak 750 km’lik bir mesafeden bahsettiğimizi ekleyeyim hemen; bisiklet sırtında 10 günde 750 km.

Tahminimce bu yazıyı okuyanların yapacakları ilk hesap 750/10 ve ulaşacakları sonuç ise günde 75 km olacaktır.

“Çok rahat yapılır” mı dediniz? Elbette davulun sesi uzaktan her daim hoş gelebilir. Olaya bir de bu açıdan bakmayı deneyelim:

Antremanlı bir kişi için bir günde 75 km bisiklet sürmek pek zor olmayabilir ama zamana karşı yarıştığınızdan bu performansı bozmadan arka arkaya 10 gün devam ettirebilmek elbette ki aynı şeyler değil.

Bir de dağlık bir memleket olan nam-ı diğer Alpler Ülkesi Avusturya‘da 750 km bisiklet sürmek, örneğin Hollanda gibi düz tepsi misali bir ülkede 750 km yapmaktan biraz farklı olabileceğine hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Dolayısıyla dağ tepe inip çıkmak olaya bir anlamda yeni bir boyut kazandıracaktır. Yıllık izinler nedeniyle temmuz ayında bu işi yapacak olmam ise hava sıcaklığını göz önünde bulundurunca işimi pek kolaylaştıracak gibi gözükmüyor.

Tüm bunların üzerine son üç yılda ufak tefek şeyler dışında disiplinli olarak bir sporla uğraşmadıysanız ve bisiklet konusunda hiç antremanlı değilseniz ve en önemlisi bu işi kısa bir zaman sonra nihayete erdirmeniz gerektiğinden antreman yapmaya pek vaktiniz kalmayacaksa, işiniz bir nebze daha kolaylaşabilir, pardon zorlaşabilir.

Rota olarak farklı alternatifler mevcut ve bu konuda henüz kesin bir karar vermiş değilim. Google haritanın tavsiye ettiği roa olan ve yukarıdaki görselde de gördüğünüz üzere, Viyana’dan yola çıkıp Tuna Nehri’ni takip ederek Almanya geçmek ve daha sonra Avusturya’ya girmek en basit rota gibi gözükmekte. Bu rota yaklaşık 700 km uzunluğunda ve bura üzerinde bisikletiyle seyahat etmiş olan bir iş arkadaşımın verdiği bilgiye göre tek sorun Tuna Nehri kıyısında seyrederken rüzgarı karşınıza alma olasılığınız ve öyle de olacağı.

Sadece Avusturya’da kalmak ise yaklaşık 800 km’lik dağ tepelerle dolu bir yol ile mücadele etmeniz anlamına gelmekte. İn çık, in çık. Doğrusu ülkeyi görmek adına en güzel rota bu olsa da, zamanla mücadele ettiğinizi göz önünde bulundurmanızda fayda var. İlerleyen günlerde hangi rotayı tercih edeceğim konusunda kesin kararımı vermiş olacağım.

Tüm bu saydığım nedenlerden olacak ki, tanıdığım tam zamanlı profesyonel şakacılar içerisinden elektrikli bisiklet almamı tavsiye edenler de çıkmadı değil. Bisikletin elektriği benden alacağından bahsetsem de, kendilerini tam anlamıyla ikna edebildiğimi söylemem mümkün sayılmaz.

İş yerinden gerekli izini almak kadar önemli, hatta daha önemli bir konu ise bu iş için en uygun olabilecek bisikleti arayıp bulmaktı ve şansıma doğru kişilerin yardımıyla arayışım çok uzun sürmedi. Üçüncü günün sonunda aradığımı bulmuştum. Yola daha uygun olabileceği düşüncesiyle bisikletin bazı parçalarını değiştirmenin işe yarayacağı tavsiyesinden yola çıkarak verdiğim siparişin araya giren bayram günlerinin ardından elimize ulaşacağından, bisikleti en erken 14.05.18 tarihinde teslim alabileceğim söylendi.

Bu noktada özellikle de bir bisiklet sevdalısı olan ve bir zamanlar Avusturya‘nın Tirol eyaletinden Paris’e uzanan bir bisiklet yolculuğu yapmış olan büyüğüm Özgür Güler‘in doğru bisiklet seçimi konusunda telefonda verdiği destek için kendisine çok teşekkür ederim.

Bugün, 10.05.2018 tarihinde yavaştan antremanlara başladım. Bisiklet henüz elime ulaşmamış olduğundan, haftaya kadar koşmakla yetineceğim. Devamı ilerleyen günlerde gelecektir.

Belirtmem gereken bir diğer önemli konu ise çok değil, bundan birkaç gün öncesine kadar bisikletin başlı başına bir bilim dalı olabileceğinin aklımın ucundan dahi geçmediğiydi. Bisiklete ve bisikletçilere karşı olan saygımın artması hangi çeşit bisikletlerin olabileceği, neyin ne iş için kullanabileceği ve hangi malzemelere ihtiyaç duyulabileceğini öğrenmeme paralellik gösterdiğini de eklemeliyim.

Yapmayı planladığım Avusturya bisiklet turu bünyesinde kullanacağım malzemeleri bir dahaki yazımda detaylı bir şekilde anlatacağımdan şimdilik burada noktalamak istiyorum.

Son olarak ise benimle bu iddiaya girerek bisikletle gerçek anlamda tanışmama vesile olan ve kaybedeceğine canı yürekten emin olduğumdan dolayı aynı zamanda da sponsorum olacağını bildiğim Erol Yazıcı’ya da ayriyeten sonsuz teşekkürler. Sporcu olsun ya da olmasın, isteyen bir insanın en kısa sürede neleri başarabileceğine inanmaması sonucu girdiği bu iddianın sonunda şahsıma vereceği destekten dolayı kendisine şimdiden teşekkür ederim. Tarih O’nu hatırlasın! 🙂

Avusturya‘dan en güzel manzara fotoğrafları için takipte kalın.

 

Radtouren in Österreich

2 Yorum

  1. Ozgur Guler

Yorum Yap